istanbul şişli satilik daire ve madde bilgileri456

 istanbul şişli satılık daire


istanbul şişli satilik daire ve madde bilgileri456 evet arkadaslar sizlere bugün elimizden gelen gayreti gösterdik ve istanbul şişli satilik daire diyorki Madde ve Kuvvefe Entelektüel ve Bilimsel Eleştiri
Felsefeciler ve büyük kuramcılar açısmdan bu "her türlü felsefeyi reddeden felsefe" kaba bir ateizmi dile getirmekten başka bir tezi olmayan popüler düşüncenin toplumu esir
L[udwig] Büchner, Man in tlıe Pnst, Preseni and Pütüre: A Populaı Account of the Results of Recent Scientific Research as Regards tlu Origin, Position and Prospects of tlıe Hunıan Race, tr. W. S. Dallas
almasıydı. Nitekim Friedrich Engels, önsözde 1848 yılmda Alman entelektüel çevrelerinde^ devrim yaşandığmı belirttikten sonra bunun akabind*^ geleneksel Alman felsefesinin çöktü^nü, meydanın ise "Vogt ve Büchner gibi karikatür benzeri gezgin vaizlerde kaldığı^ savunmuştu. Engels'e göre Berlin eski Hegelciliği bu cezayı fazlasıyla haketmişti. Ancak bu Hegelci okulun çöküşüyle beraber diyalektiğin de bü kenara bırakılması, bir yandan Schopenhauer'm "cebele takımma uyan (philister zugeschnittenen)" sığ tespitlerinin, hatta Eduard von Hartmann'm daha da zayıf tezlerinin, öte yandan ise "Büchner ve Vogt'un vülger, gezici vaiz materyalizmi"nin egemenliğine giren bir kültürel yaşam yaratmıştı. Bunun sonucu ise Engels e göre Kant'm en muhafaza edilmemesi gereken düşüncelerinden oluşan bir yeni Kantçılık dışmda tüm geleneksel felsefenin metafizik" olarak görülmesiydi.^^
Engels başlangıçta Anti-Biichner olarak kaleme almayı düşündüğü, tamamlanmayan Dialektik der Natur çalışmasının notlarmda da Büchner ve diğer vülgermateryahstlerin, burjuva Almanya ve Alman biliminin en kötü dönemi olan 1850-1860 yıUarmda ortaya çıkbğmı ve Darvvmizm sayesinde popülerlik kazandığını savunmuştu. Engels^e göre onları sığ cehele ateizmi"ni yayma alanmda kendi hallerme bırakmak anlamlı olabilirdi. Ancak "felsefeye verdikleri zarar" nedeniyle eleştirilmeleri gerekliydi. Kraft und Stojf ise temel Hegelyen kavramları yeniden düşünmemiş sadece kopya etmişti, bu nedenle de fazla bir anlam taşımıyordu.^^
İşte bu nedenle Marx, Engels ve takipçileri Büchner'in en popüler şeklini ortaya koyduğu yaklaşmu "vülgermateryalizm" olarak adlandırıyorlardı.ı^ Marx da Büchner'in Sechs
16Kari Marx Friedrich Engels, Gesamtausgabe (MEGA) 1/27- Friedridı Engels Herrn Eugen Dührings Umıualzung der VVissenschaft fAtıH
DıiTıringj.-Teri, DietzVerlag Berlin, 1988, s. 122,125.
Dietz Verlag, Berlin, 1985, s. 345-347. Etı-aflı tartışma için bkz. Dieter VVıttich
Felsefesiz Bir Toplumun Felsefe olmayan Felsefesinin İlmihâli Vorlesungen tiber die Danoin'sche Theone von der Venoandlung der Arten und die erste Entstehung der Organismemoelt kitabını okuduğunda, popüler materyalistin adma telmihen alaycı bir ifadeyle onun bir "kitap yapıcı olduğu" yorumunu dile getirmiş, materyalizm hakkmda öne sürdüğü yüzeysel tespitleri ise Friedrich Albert Lange'den aldığım iddia etmiştiJ^ Marx, Fransa'da Büchner'in bir çalışması hakkmda kaleme alman övücü bir yazı karşısmda ise şaşırmış, onun Almanya'da hakh olarak basit bir popülerleştirici (vulgarisateur) olarak görüldüğünü dile getirmişti. 20
Dönemin en güçlü felsefe akımı olan yeni Kantçılığı savıman düşünürler de Büchner için fazla farklı olmayan eleştirileri dile getiriyorlardı. Lange, Büchner'in felsefe yapmaya özendiğini söylerken, bu çevrelerin vülgermateryalizm hakkmdaki kanaatini oldukça kibar bir dille ifade ediyordu.2’ Büchner'in "gerçek"e ulaşmanm tek yolu olarak gördüğü deneysel bilimsel araştırmanm Justus von Liebig benzeri önde gelen simalan ise Büchner ve vülgermateryalistlere amatörlükten öte bir sıfatı
yakıştıramıyorlardı.22 Dolayısıyla bilim adamlannm
çalışmalarım kullanarak, pozitivizm ve Marksizm benzeri kapsayıcı kuramlar ya da yeni Kantçılık gibi felsefeleri reddederek bir "felsefe olmayan felsefe " yaratacağım düşünen Büchner ve vülgermateryalistler, bilim adamlarmdan felsefecilere uzanan bir yelpazedeki bireyler tarafmdan her şeym maddeden ibaret olduğunu söylemek ötesinde bir tezi olmayan popülerleştiriciler olarak mahkum ediliyorlardı.
Nineteenth-Century German Radicalism," Isis 68, no. 2 Qune 1977), s. 216 vd.
19Marx'ın Dr. Kugelmann'a gönderdiği Londra, 5 Aralık 1868 tarihli mektup. Kari Marx, Briefe an Kııgelmann: aus denjaiıren von 1862 bis 1874, Vereinigung internationaler Verlags-anstalten, Berlin, 1927, s. 58.
20Gregory, Scientific Materialism, s. 240/dpnt. 66.
21Bkz., Lange, Geschichte des Materialismus 2, s. 89.
22A g. e., s. 139. Baron Liebig ayrıca Moleschott ile fosfor-beyiı dışkısı üzerine uzun bir tarhşmaya girerek Allgemeine Zeitung'd ^Igermateryalistleri şiddetle eleştiren yazılar kaleme almışt Moleschott da bu eleşhnlere Kreislauf des Lebens'de aynı serüikf
Entelektüel ve bilimsel çevrelerde gördükleri aşağılan^^ Büchner ve önde gelen vülgermateryalistlerin tüm dünyada eğitimli orta sınıflar üzerinde büyük bir etki yaratmış oldukları gerçeğini gözardı etmemiz neticesini doğurmamahdır. Adı üzerinde popüler materyalizm "popüler" bir kuramdı. Zikrettiğimiz gibi Marx, Engels, Lange ve Liebig; Büchner, Kari Vogt ve Jacob Moleschott'u küçümsüyorlardı. Buna karşılık hayatı boyunca Büchner'i eleştiren Hugo Ganz, ölümünden sonra, onun tabu ilimlerin on dokuzuncu asırda geliştirdiği temel tezlerin eğitimli kitlelere ulaştırılmasmda tüm üniversitelerdeki akademisyenlerden fazla rol oynadığını itiraf etmek zorunda kalmıştı.23 Madde ve Kuvvet Almanya'da yumi bir baskı yapbğı gibi on dokuz dile çevrilmiş, 2^* milyonlarca insan ise evrim kuramım Darvvin'den değil Haeckel in çalışmalarmdan öğrenmişti. Haeckel'in kâinaün muammalan üzerine yayınladığı, Büchner'in madde ve kuvvetin birliği tezinden yola çıkarak ulaştığı monistik materyalist kuramını anlatan kitabı on beş yıl içinde 400,000'Uk bir satış rakamına ulaşmış, Esperanto dâhil pek çok dile tercüme olunmuştu.^
Büchner, Vogt, Moleschott ve Haeckel, düşünce çevrelerinde depremler yaratan Darwinist evrim kuramım sistemlerinin merkezine yerleştirmişlerdi ve buradan yola çıkarak kendilerine yöneltUen eleştirUeri bizatihi "bilime saldırı" olarak yorumluyorlardı. Rusya'da Madde ve Kuvvet yasaklandığı için binlerce elle çoğaltılan kopyası okunuyor^ö
karakterlerinden Bazarov ile somutlaştırmaya çalıştığı gibi, nihilistlerin kutsal kitabı haline geliyordu. Dostoyevski'nin Ecinnilerde portresini çizmeye çalıştığı, odasmdaki ikonalarm yerine Vogt, Moleschott ve Büchner'in resimlerini koyarak, bunların önünde mumlar yakan üsteğmen ise dinin yerini bilimin alacağı bir geleceğe duyulan katıksız inancı ortaya koyuyordu.27 Vülgermateryalizm ve Darvvinizm'in popülerleştirilmiş yorumları sadece Rus edebiyatmda görülmüyordu. Kraft und Stoffu 1915 yılmda Yunancaya tercüme eden uzun yıllar önce ondan fazlasıyla etkilenen Nikos Kazancakis'den başkası değildi;28 Grigorios Ksenopoulos başta olmak üzere pek çok Yunan romancısı ise eserlerini bu kitabm temel mesajlarımn tesirinde kalarak üretmişlerdi.
Dolayısıyla vülgermateryalizm ve ilmihâli Madde ve Kuvvet'in Osmanlı toplumımu ve eğitimli orta smıflarmı derinden etkilemesi çok şaşırtıcı bir gelişme değildi. Burada çarpıcı olan popüler bilimciliğin bir "felsefe", Büchner in onım tezlerini en basit şekliyle ortaya koyan ilmihâlinin ise temel eser" olarak kabul edilmesiydi. Bu ise uzun vâdede kimsenin beklemediği siyasî ve toplumsal neticeler doğuracaktı.
Yüksek Felsefe Olarak Vülgermateryalizm
Zikrettiğimiz gibi Baha Tevfik ve Ahmed Nebil Beyler, Büchner'in bir "feylesof". Madde ve Kuvvet'in ise temel bir eser olduğunu ileri sürerek oldukça ilginç bir algılamayı dile
Russia, trans. Francis Haskell, VVeidenfeld and Nicolson, London, 1964, s. 288-289.
Bkz., M. Şükrü Hanioğlu, "Blueprints for a Future Sodety: The Ottoman Materialists on Science, Religion, and Art," Late Ottoman Sodety: The Intellectunl Legacy, ed. Elisabeth Özdalga, London, 2005, s. 90.
The Selected Letters of Nikos Kazantzakis, ed. Peter Bien, Princeton University Press, Princeton, 2012, s. 34.
Maria Zamiris, "The In/luence of Darwinism and EvoluHonism ir Modern Greek Literatüre: The Case of Grigorios Xenepoulos,'
istanbul şişli satilik daire yazdı ve sundu..