istanbul şişli satilik daire ve allah bilgileri76

istanbul şişli satilik daire ve allah bilgileri76

 sizlere en güzel bilgileri yazan istanbul şişli satilik daire diyorki umum insanlara gönderilmemiştir. Umum insanlara ancak Muhammed Muştala fsallallalııı aleyhi w sellem) peygamber istanbul şişli satilik daire başkaları Allahü TeâhVmn:Sonra oy Rosûlıım, sana .şöyle vahy ellik; Doğru yola yönelerekib-rahim’in dinine uy, O hiçbir zaman müşriklerden olmadı" (514), meâlindeki âyci-i kerimesini delil gösteremez. (Çünkü ona tâbi olmakla emrolunması kendisine peygamberlik verildikten sonra vaki olmuştur. Mevzuu bahis olan konu, peygamberlik gelmezden öneedir).
Diğerleri de Allaluı Icâlâ'nın;

“Dini elhirlik lalbik edin ve ayrılığa düşmeyin diye Allah, dinden, Nuh’a lavsiye elliğini ve sana vahy eylediğimizi: birde İbrahim’e,Mn-sa’ya, Isa’ya lavsiye elliğimizi, sizin için şerial yaplı...” (515). meâlindeki âyet-i eelileyi delil olarak ileri süremezler. (Çunkubu.diec ri gibi peygamberlik geldikten sonradır. Bununla beraber) âyet i ken-mc onlara tevhid babında tâbi olmasına lıamlolunıır.
Nitekim Allahü Tcâlâ buyuruyor ki:
—O peygamberler, Allah'ın hidayetine eriştirdiği kimselerdir. Sen de onların gilliği yoldan yürü (Onların Icvhid yolunda bulun) (5I6).
Allah (cplle celâlıılnO hidayet ettiği kimseler içinde peygamber olarak göndermediği kimselerin vc kendisine has şcriaii olmayan kimseyi zikretti Yak tıp (aleyhisselâmjm oğlu )'ıtsııf (alcy/nssclânı) gibi. Tabiî bıı söz )'mj (aleyhısseİâmpn Resûl olmadığını söyleyen kimsenin sözüne göredir. Allah bu âyei-i kerimede peygamberlerden birçoğunun isimlerini zikretti ki. onların şeriatları muhteliflir. Aralaıımn cem edilmesi mümkün değildir. Bıınlarııı şeriallarmm ımıhlelir olması, levhiddc ve Allah’aiba deüc birleştikleri husus ınıırad edildiğine delâlet eder, onları Allah'm hidayete ulaştırması.
Bu söylenenlerden sonra. Peygamberimizin tâbi olması hususundabıı sözü söyleyen kimse peygamberimizden başka peygamber hakkındailî söylemesi gerekir mi? Veyahul Peygamberimizle diğer
s\m ay\r\r mı? Pcyu;ambcrimı/m lâbi olmasının aklen nunnkun olmadı-û\m söyleyen, her peygamber lem yuphcsl/ böyle söylemesi lâ/tmdır. Amma bu hususla nakle dayanan ise kendisine ulaştırılan \e kendinde ickarrür edene lâbi olur. Kim kı bıı hususla sukûuı icreilı elti ise, kendi aslı üzere kalır. Kim. kendisinden önce geyene tâbi olmasının vacip olduğunu ileri surdu ise her peygamber hakkında kendi
RESllUJLI.AinN (SAİ LALLAHU ALEYHİ VE SELLEM) FİİLLERİNDE SEHV İN HİKMEll
Bu (yani zikrettiğimiz peygamberlerin mâsum olması) yasak kılınan amellerden kasden yapılan ve emre mulıalerci edilen şeyin hükmüdür ki, buna masıyct denir ve sorumluluğu icap ettirir. Amma sehv ve unutma gibi kasıdsız olarak, şer'i vazifelerden ve kendisiyle emir varid olmadığını ve terkcdildiğindc de sorumluluk yuklenılmcdiğıni şer-i şerifin beyan ettiği amellere muhalefet vâki olduğunu da (namazda sehven bir şey yapmak, sehven oruç bozmak gibi) peygamberlerin onunla muaha-za olunmaması ve o şeyin peygamberler hakkında masıyet olmaması hususu peygamberlerin ümmetleri hakkındaki hükmün aynısıdır. Sonra bu iki nevi'dir;
1_ Tebliğ yolu olan, şer-i şerifi takrir etme, ahkâmın taallûk ettiği şeyi ümmete bilfiil öğretmek, onları o fiile tâbi kılmak gibi hususlar,
2— Bu birinci kısımdan zikredilenler dışında bulunan ve peygamberin kendisine mahsus olanlar.
Birincisine gelince, onun hükmü bilginlerden birçoğunun katında, tebliğ babındaki, sözde olan .sehvin hükmü gibidir. Biz bilginlerin, emirlere muhalefet etmenin Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında mümkün olmadığı hususunda ve kasden ve sehven muhalefet etmesinden masum olduğu hakkında ittifak ettiklerini zikrettik. Yine böyle Peygamberden (sallallahu aleyhi ve sellem) kasdi veya sehven emirlere muhalif olarak bir fiilin sudur etmesinin câiz olmadığına ittifak etmişlerdir. Çünkü peygamberlerden sudur eden işler tebliğ ve edâ yönünden onların söyledikleri .sözler gibidir. (Hata, sehv ve unutma gibi) arızalann onlardan sadır olması peygamberlerin işlerine şek ve şııb-hcgetirir, muhalif olanların tâ'nına sebeb olur. Bu bilginler (namazdaki) sehvi beyan eden hadîs hakkında bazı özürler ileri sürdüler. Biz onların görüşlerini bu bolümden sonra zikrederiz inşaallah. Buraya kadar olan görüşe Ll)u Ishak meyletmiştir. Fukaha ve kclâmcılardan çoğunun görüşü ise şöyledir:
Allahü Teâlâ'mn lıikmcli, peygambere uyulmak için yol göstcrilnm,, dir. Zira bilfiil ıcbliğ elmek sözle tebliğ eımcklcn daha açık veıhin^^ İcri daha çok yok edicidir. Bunun şartı ise. sehv üzere terk cdıtmt^^ ve zikrettiğimiz gibi insanlara hikmetin faidesi açıklansın ve oriad^' şüpheler kalksın diye hata edilen hususun hükmünün derhal bildinij'
sidir. (Geçen bölümde zikrettik ki) unutmak ve aldanmak. Pcyganv rimiz (sallallahıı aleyhi ve sellem) hakkında mucizeye aykırı delildi,,,
tasdiki de ta’n etmez. Zira Peygamber (sallallahıı aleyhi ve ielleını\)^ yürüyor ki:
—Ben ancak bir beşerim. Si/, unuttuğunuz gibi ben de unuturu Unuttuğum zaman bana hatırlatınız. (522).
(Hz. /î/fp’den rivayet edilen hadîste Peygamber (sallallahu , sellem) buyurmuştur):
—Filan — Allah rahmet etsin— bana şıı âyeti hatırlattı ki, ben onlu unutarak terkediyordıım. Bana ıınuttıırulmııştıı, diye de rivayet o!tj-muştur.
Yine Resûlullah (sallallahıı aleyhi ve sellem) buyuruyor;
—Ben muhakkak unulıırum. Veyahut unutturulurum. UnulularuLia pılanların hiıkmünü beyan etmem için.
İbn Nâfi ve Isa b. Dinar, bunun bir şek olmadığını ve bunun manr. nın bir tak.sim olduğunu söylüyorlar. Yani; ben unuturum, yahutdaAIi; bana unutturur.
Kadı Ebıı’l-Vclidel-Baıî, diyor ki. bunların söyledikleri hususun,pe, gamberin şöyle murad ettiğine ihtimali olabilir:
“Ben uyanıkken unuturum. Uykuda iken unutturuluruın.veşahuth şer âdetinin icabı olarak, sehv ve zuhül baktmından unuturum. Voy hut da ona yöneldiğim halde, onun için zihnim boş olduğu halde te unutturulurum. Peygamber (sallallahıı aleyhi ve5e//ew) iki ıınuimar birini kendisine isnad etti. Çünkü onu unutmaktaki bazı sebcbknıd-sindendir. Diğer unutmayı kendisinden reddetti. Çünkü o unutmadamt bur gibi idi.
Bir kısım, hadîsin mânâsı ve metni hakkında soz sahibi olanlartdık diyorlar:
Peygamber (sallallahıı aleyhi ve sellem) namazda sehvederdi. Fıh unulmazdı. Çünkü unutmak, zuhûl, gaflet ve âfettir. Peygambertv lallahıı aleyhi ve sellem) bunlardan münezzehtir. Sehv ise birşcyleıs) gul olmaktır. Peygamber (sallallahıı aleyhi ve sellem) namate-sehvederdi. Namazda kendisinden gaflet olunan değil, kendisişltnt gul olunan şey peygamberi namazındaki hareketlerinden meşeultık di. Buna bazı
Bir grup bilginler tlc. bunların uiımirnUn Peygamber (saltutlahu aleyhi ve sellem) hakkıiKİa câi/. olnıaılıgı görüşündedirler. Bunlar diyorlar ki; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)\n schvetınesi. kendisine uyulsun, ummeline yol göstersin diye kasden vaki olurdu. Bu reddedilmiş, maksadlara aykırı ve hiçbir ifadesi olmayan hır sö/dUr, Çünkü nasıl olur da Peygamber Isallallahu aleyhi ve sellem) bir anda hem şehvetmiş ve hem de kasdetmiş otur. Bunlar Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)\n:
“Ben ıınulurıım veyuhul ıınuttııruhırunı.'' sö/imil ele alarak. Allahıl lefılâ peygambere uyulsun diye unutma suretinde kasden tcı ketıneyi emretti, sözlerini pekiştirecek bir delilleri yoktur. Ç'Unktı Peygamber (aleyhısselâııı) iki vasfın biri isbai etti, taammud ve ka.sıd olan munakızını da nefyetti ve şöyle buyurdu;
—Ben sizin gibi beşerim. Siz unuUıi|>unıız gibi ben de unuturum.
Buna imamlarımızdan ve muhakkiklerden büyük bir zat meyletti ki. o da, Ebu et-Muzaffer el-Is/iruvini'dır. İmamlarımızdan ve muhakkiklerden ondan başkası bu söze rıza göstermedi. Ben de buna rıza
Bu iki taifenin. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellemluv.
•■Gerçeklen ben ııııulmanı. I akal unullurulurum." sozu hakkında bir delilleri yoktur.
Çünkü bu hadîs-i şerifte unutmanın huknumu, Itımu ile nefyetmiyor. Bunda ancak unutma lafzını ve isminin çirkinliğim nefyetmek vardır. Nitekim Peygamber (sallallahu alevin ve sellem) buyuruyor;
—Sizden birinizin, şu âyeti nnullum demesi ne kuludur. (O unutmadı) lâkin ıınııltıırııldıı.
Veyahut Peygamber (aleyhısselâm) kalbinden, namaz işindeki ihtimamın azlığını ve gafleti nefyetti. I'akal namazın bazısı ile diğer bazısından meşgul oldu. Namazın bazısı ile meşgul olup bazısını unuttu.
Nitekim Hendek gıiııtı (yanı Medine'nin çıralında hendek kazarl.ar-ken) namazı lerkelti.
lu ki namaz vakti çıktı. Düşmanduıı körunmakla meşgul olmak, namazın terkine sebeb oldu. Bir taatle meşgul olurken diğer laati lerkelti (523).
Peygamber (sallallahu alevin ve sellenı)\ı\ Hendek gtimı öğle, ikindi, akşam vc yatsı olmak üzere dön vakit namazı terk ettiği rivayci edilir.
Korku halinde namazın edâ edilmesine imkân bulamayan kimsenin, korkusuz âna kadar namazı tehir etmesinin câiz olduğu görüşünde olanlar hu hadîsi delil olarak gösierdileı. Bu görüş îjaınlılarnı gonışııdür. Doğru olan şudur ki, korku naniaznnıı lıtıknıtı htnıdan sonra idi. Korku na-nıaznnn hükmü bunun luiknıüııtı kaldırınışlır.
Soru; Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’\n Vadi günü uykui, kalıp namaza kalkamadığı hususunda ve Peygamberimizin;
“Benim gö/leriın uyur fakat kalbim uyuma/” (524) sözühaklu-, da ne dersin?
Cevap; Bilginlerin bu hususta cevapları vardır.
Birincisi: Bundan murad şudur ki. Peygamber (sallallahu aleyhi, sellenı) uykuda iken çoğu zaman kalbinin ve gözlerinin hükmü buda Nadiren böyle şey vaki olur. Bu tevil Peygamber (sallallahu aleyhinm. lemjin, hadîsin, kendisinde buyurduğu;
“Gerçeklen Allah bizim ruhlarımızı kabzetti.” sözü ve Hz. Bilal Habeşî'nin hadîsteki;
“Benim üzerime böyle bir uyku asla gelmemiştir" (525) sözleri ruluyor.
Fakat bunun gibi nadiren vaki olan şeyler Peygamber (sallallahu i’e sellenı)dcn Allah’ın dilediği bir iş için vaki olur. Bu da birhüli:, isbat etmek, bir muayyen hükmü tesis etmek, şer-i şeriften olanbiıirt veya sünneti açıklamak için olur. Nitekim Peygamber (aleyhisselâmliç bir hadîste buyurmuştur ki;
—Eğer Allah dilemiş olsaydı bizi uyandırırdı. Fakat sizdensonnş^ lecek olanlara bir yol olmasını murad buyurdu (526).
İkincisi: Gerçeklen Peygamber (sallallahu aleyhi ve5e//em)in kalbım mânâsiyle uykuya dalmazdı. Kendisinden abdest bozacak hadesui, olurcasına kalbi uyumazdı. Çünkü rivayet olunur ki;
Peygamber (aleyhisselâm) uykuda iken (kendisinden abdestboc:a badesin vaki olmasından) korunmuştu. Peygamber ^iz/ej’/nsse/flm;(tt^: mek) şeklinde nefesi çıkıncaya dek ve nefe.sinin çıkardığı ses duyıln. caya kadar uyurdu, sonra abdest almadan namaz kılardı (527). İbn Ahbas (radıyallahu anhuma)\n rivayet ettiği hadîsle: Peygamber (aleyhisselâm)ın uykudan kalktığında abdest aldığıob diliyor.
(524) (mam Duhari, .Sahih 19 Kilabu’I-TfheccUd. 16 Bahû Keyfe tâne Salilü'n-Nfhyytki' Jc İmam Muhlini. (\ Kiıabu's-Salâıri-Mılsnnrin, 17. liahıı S.ıl.ilı'l-1 e>l NejünfcRdaS
Ncbıy (s.a.v.) de Hz. Atfe'dç 125 (7.18) No.lu mclni tahriy eylemişlerdir FJıu £Xm«(, Sûıın. IdOS' Tah.ıre İlahim fi'l-Vııdııi mi ııe’ıı-Nevm’de yine Hz. /İoe İr a t rınmzi, Suner Eh*-Salâl. Babu Ma Cac fi Vasfı Salâli'n-Ncbiy (s.a.v.) yine Hz. .-İışf (r.a ) uhtiy eylenija
('25) lııhrıcı ytık.ıııd.ı yıeylı, oraya (»akıla. "Jar- No İn l.ılııiv".
(526) Tahrici yuliarıda geçli, oraya bakılu. “446 No.İn rahne".
(527) /mum llııhuri. Sahih. SS. Kılahıı \-Suavai. W. Halm V/ /)»<» Iza /are/vUf mwVV»» (brı Ahhas{r.a.}(ian. İmam Müslim. .Sahih. 6 Kııal'ii’l-Mıısafîrın 26. Ihıbıı ıl-OujfıSdtoU ISI (761) No.lu hadîsi (hn Abha.s (r.a.) dan. tim .Uace, Sıinen I. Kıiahıı i Tahuf.f. Vndu minc’ıı-Nevın’dc 474 vc 475 No.lu hadis.
istanbul şişli satilik daire yazdı ve sundu..