istanbul şişli satilik daire ve allah bilgileri99
bugün en güzel yazılarımı sizlere yazan istanbul şişli satilik daire diyorki pcygambcr (sallalkıhıı aleyhi ve selleın)yı^ Ensar’dan birine hurma a^j. cini aşılarken vaki olan işaretinden rucu etliği (495a) hususundakikıssj bize naklolunmuştur (496). Uu husus peygamberlerden bir re’y idi. Yoksj Rabbisinden gelen bir vahiy değildi. Daha bundan başka peygambtıııı hala yapabileceği hususlar da böyledir. Nitekim buyurmuştur ki:—Allah'a yemin ederim ki, ben bir şeye yemin etmem ki, ondan bay kasını ondan daha hayırlı gördüğümde yemin ediğimi işlemejeünnt yeminime keffarel vermeyeyim (496).
Peygamber (salkülahu aleyhi ve sellem)\n şu sözü gibi:
— Siz benim huzurumda mahkemeleşiyor musunuz? (498). Peygamber (sallallahıı aleyhi ve sellenı)\n Zübeyr (radıyallahuünhf‘ söylediği şu söz gibi:
—Ky Zübeyr, (bahçeni) sula, tâ ki duvara su varıncaya kadar. (Bir rivayette ise ağaçların dibine varıncaya kadar) (499).
Nitekim biz ileride inşaallah bu babda olan müşkülleri zikredecefc. Bundan sonra gelenler ve benzerlerini de açıklayacağız
Yine, bir kimseden, haber vermiş olduğu hususların gerçeğe uypa olmadığı anlaşılması ile herhangi bir şeyden yalanı bilindiği zaman,hr kimsenin, bu yalan hangi yönden olursa olsun, onun verdiği haberşûp^ he ile karşılanır. Sözünde yalancı olmasıyle ittiham olunur. Sözü hiç kimsenin yanında geçerli olmaz. Bunun içindir ki, bilginler sika olmatuu rağmen kendisinde; velim, gaflet, çok aldanma, kötü hafıza bulunu kimselerin rivayet ettikleri hadîsleri kabul etmezler. Zira dünya işlerinde kasden yalan söylemek masıyettir. Ona devam etmek ise bilginlera
(495af Peygamber /sallallahıı aleyhi vf sellem) Ens.ır hurma ajılarlarkrn oradan fe^yonlııb sara ne yaplıklarını sorunca, peyg.ımbcrc hurma aşıladıklarım söylediler. Bunun ürerinePnn» j her /sallallohiı aleyhi ve sellem) aşılamamalarını işaret buyurdu. Onlar da lerk emler aslıar t akai hurma ağayları her sene olduğu gibi meyve vermeyince Peygamber Isallallahualeyhini^ I lem) şöyle buyurdular; "Belki siz dıltıya işlerinizi daha lyı bilirsiniz. Ben de bir beşerim. Dini» \ sunda bir şey emreilım mı unu alınız. /Una dıin va işinde hır şey enırellını mı, (bilinir li| te i hır beşerim..." |
(4%) imam Müslim - Sahih; 43. KiiabU'l-Fadail; 38-Babu VUcûbi İmlisalı makılehuŞer'jıi) tbu Musa (r.a.) den 139. (2361) ve Ral'i b. Hadic'ten 140 (2362) No'lu hadisi labncetıap (498) imam Bııharî, Sahih 30. Kilabıl'l-Meralinı. 16. Babu ismi men Hasamc fı BâtiluııeHK ya'lemuhü de Ürnınü Seleme U.a.) dan, imanı Mııslmı, Sahih, 30. Kiıabü’l-Akziye3. BabııT4lrb bi‘/-7ahir 4 (1713) tlc Onınııl Seleme (r a ) lahriy clınışlir {•iiyi) imam Bııhari, Sahili. 42 Kılabıri-Muvııkâl 6, Dabu Sckrı'l-l nhar'd.ı .|/W«//ııAk Z»V' (r.a.)dan. imanı Müslim, Sahih, 43. Kıiahıı'l l aduil 36. Bahıı i üeııhı lıiıbaıhı isalhlklııilr' vcsellemidc 129(2357) No. metni aynı r.ivıden laluıy eylemiştir tnıanı thıı Oaııırf. Sünen kisS Akdıyc3l. EbvabUn ıımıc'I-Kada'da .-t/rr/n/Zu/ı/r. Zh/roiT (r.a.)dan. İmanı rıem/cı. Sünen ESjh'ı Ahkâm Babu Ma Cac fi'r-Rcculeyni li yckûııc ehadılhüma csfelll minc’I-Ahâri rri-\ljril''i No.lu mcini Ihn Zübeyr (r.a.)dan lalıriy cımışlir. Ayrıca tb'abu Tef.siru'l-Kuı'ân'dı.'Vh Süreli Âl-i Imrân" da 3030 No.lu metin olarak da lahriy etmiştir, imam AVmİ, Sünen.k Adabi'l-Kudâı, Er-Kuhsaiu lil-Hâkimi’l-Lmiıı en Y.ıhkdmc ve Hdve Gadbane de Zıiftrırk Avvam’dan (r.a.) lalıriy cimişiir. imanı Ihn Möce Sdnen, Mukiiddime 2. Babu Ta'nmıh;; Kc.sOliltohı (.sallallahıı aleyhi ve .sellemel de 15 No.lu mel m aynı râviden lahnveııijıgibil6.k;''' Kdhûn. 20. Habu’ş-.5ifbi nıine'l-Evdiyeli ve Mikdari hasbi'l-Ma'da aynı râviden 24S0No.lır' de lahriç eımiştir.
iltitakiylc büyuk gilnahlır. İnsanın şalı^ivciiııc leke getirir. Şahsiyetini gideril. Bunların helisinden peygamberlik makamı mtmezzeh ve beri-diı. (, irkin görnlen, hoş karşılanmayan, sahibinin şahsiyetine leke getiren. söyleyeni gnluns' İnde düşmen, yalanın birinden bile peygamberlik makamı mımez/eh \c beridir. .Amma, bu duruma düşürmeyen hususlarda ise, eğer biz bu gımahı küçük günahlardan sayarsak, bir kere olan yalanın yerine geçer mi, yoksa geçmez, mi? Peygamberlik gelmezden önce caiz, midir, değil midir? diye ihtilal vukubulmuştur bilginler arasında, Doğru olan söz ise, peygamberin yalanın azından, çoğundan, kasdî olanından, sehven sadır olanından münezzeh olması, ben bulunmasıdır. Çünkü peygamberliğin temeli, ahkâmı tebliğ ve ilân etmek, kendisine gönderilenleri açıklamak ve peygamberin getirdiğinin tasdik edilmesi üzere tesis edilmiştir. Bunlardan birinin peygamber hakkında câir olduğunun gösterilmesi, peygamberliğin temeline ta’n etmek, kendisinde şüphe uyandırmaktır ve mucizeye muhaliftir. Yakînen ve kesin olarak bilelim ki, peygamberlere asla, ne cihetle olursa olsun sözlerinde durmamak, söylediği söze muhalif hareket etmek caiz değildir. Bu, ne kasdî ne de kasıdsız olarak vâki olamaz. Dinî ahkâmı tebliğ etme yolunda olmayan hususlarda sehiv halinde peygamberlerin, sözlerine muhalif hareket etmelerinin caiz olduğunu söylemek suretiyle tolerans tanıyanla birlikte tolerans tanımayız. Evet, kesin olarak deriz ki, peygamberlik gelmezden önce, peygamberlere, yalan söylemek asla caiz olmaz. Ahi-rcl işlerinde, dünya ile olan ilişkilerinde yalan ile muttasıf olmaları câiz değildir. Çünkü kendilerinden yalan sudur ederse, (peygamberlikten evvel) onları küçük düşürür, peygamber olduktan sonra onları tasdik etmekten kalbler nefret eder. Asr-ı saadetteki Kureyş’in ve milletlerden başkalarının ahvaline peygamberin doğru konuştuğu ve yalan söyleyip söylemediği hususundaki sorularına, Kureyş'in bu husustaki araştırmasına ve Peygamberimizin durumundan sorduklarında, aldıkları cevaplardan Peygamberimizin peygamberlikten önce ve sonra yalandan muhafaza edildiğini itiraf ettiklerine bak. Bu husustaki eserleri biz bu kitabın ikinci babında işaret ettiğimiz hususun doğruluğunu
Peygamber (sallallahu aleyhi ve scllem)\w, namazda sehvettiğini beyan eden hadîsin mânâsı nedir?
l-akih Ebu tshak İbrahim b. Cafer; Kadı Ebu ’I-Esbay b. Sehl, Halim h. Muhammed Ebu Abdullah b. el-Eeccar. Ebu Isa, Ubeydullah, Yahya Malık’len, o da Davud b. el-Husayden Ebu Sdfyan Mevla b. Ebu
Ahnmi'(icn rivayci cdilmİ5.tir. Diyor ki (libıı Ahmcd); Ebu Hüreyif niıı ‘jbylc dediğini i-jiitim;
“l’cyııambeı (sullalluhıı alevlıi vc svHem) ikindi naina/ıııı kıldıh- , j rekâtla selâm verdi. Zıdycdeyn ayağa kalkıp dedi ki:
—Ey Allah'ın ResCılu, naına^ kısaldı mı. yoksa unuttun mu? Rcsûlullah:
—Bunların hiçbiri olmadı, buyurdular.
Diğer bir rivayette ise Resıılullah (salla/lahu aleyhi ve selleml:
—Nama/ ne kısaldı ve ne de ıınııUıım, buyurdu.
Hadîs-i şerifin ihtiva ettiği kıssa rivayetiyle meşhurdur. Peygamber (sallullalnı aleyhi ve sellenı) iki halin de vâki olmadıiı-haber verdiler. Bu iki halden biri olmuştu. Nitekim Zıılyedeyn. Peygjır ber (sallallahu aleyhi ve seİleniJe:
—Hey Allah’ın Kesûlii, onun biri olmuştur dedi (500).
Cevap:
Bil ki (ey okuyucu) Allah seni ve beni muvaffak kılsın. Bilginleri,'',K hususla birçok cevapları vardır. Bunlardan bazısı insaf sadcdındedıı Bir kısım bilginler de, işi zorlaştırmak niyetiyle ccvaplaııdırmışiır lv.: biz bu hususta diyoruz ki, bu hadîs ve benzeri için bunda biritirazui: olmaz. Amma peygamberi (um işlerinde kesin olarak sclıv vcunuiım, mcnedenlerin görüşlerine ve peygamberin bu gibi hallerde unuimuşfo: ükerek böyle hallere düşenlere hüküm vermek, yol göstermek içinka.-dî yaptığını rivayet edenlere göre ise, bu red edilmiş bir sözdür. Bu:: yerinde inşaallah zikredeceğiz. Amma ahkâmı tebliğ etmediği verlcri sehvetmesini câiz görüp sözlerinde sehvin muhal olduğunu söyleyenle ise; bu hususta birçok cevaplar verir. —Nitekim ileride but: zikredeceğiz—. Bu cevaplardan biri:
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellenı), kendi inancına ve zannıra göre haber verdi. Namazın kısalmadığını haber vermesi ise, zahirem; batman hak ve doğrudur. Unutmak ise. Peygamber (sallallahuab't ve sellenı) kendi itikadını haber vermiştir. O kendi zannına göre unu: mamıştır. Sanki bu haberle kendi zannmı kasdetmiştir, HernekaJi bunu sarahaten beyan buyurmadı ise. Bu da bir doğrulukiur, /kinci vecih: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem'ın:
“Ben unutmadım" sözü, selâm vermeye racidir.
Yani; ben namazın rekâtındaki adedinde şehvetim, kasdcnsclanntt dim. Yani; ben selâmın kendisini unutmadım. Bu (Arap grameri bakı mından) muhtemeldir. Fakat konuyu buna hamletmek dcçokuzakıt Üçüncü vecih: Ki, o, İkincisinden daha uzak bir ihtimal taşır. rmın görüşüne göre, her nc kadar peygamberin:
(500) /manı Buharî, 78 Kılabll'l-t ılcb; 45. Uabıı Ma VcauU mın Zıkri’n Nass'da,/ıw** hm, Sahih. 5. KilabU'l-Mcsacid, 19. Babu’s-Sehvi n’s-Salâu’dc 97 (573) No.lu hadisi re (r.a.) dan lahriç cimişiir.
^ ani nama/ın kısalması \c ıııuitulmak bir aıada toplanmadı vc belki bunlardan bin vukııbııldn. anlamına nuılılemci ise de. Halbuki latzm ıneHmnuı bııium akvinı ılade edısoı .
Sahih olan diğer bir risayeile, l’eveamber (sallulUıhu aleyhi veselleın) ■şoylc buyurmuşun :
— Nama/, kısalmadı. Onu unutmadım da.
Bil (ııçıiiHiı vccılO imamlarımı/da {torduğum husustur. Hu seçililerin hepsi lalız için muhtemeldir. Her ne kadar, bazılarında esasa uzaklık ve diğer bazılarında da. gıis'lnk görünüyorsa da.
Kadı Khıı'l-ladl diyoı ki: Hana ayık görünen ve bu veeıhlcrin hepsinden mânâya daha yakın olan husus şudur ki. Peygamber (alcyhisselâmjın:
“Ben ıınııtnıadım.*'
Sozu, kendi nelsindcn nelyettiği, lal/ı inkâr etmesidir. Bunu başkasına da:
•‘Sizden hirini/in. ben şu fıseli unııtlum demesi ne kölüdiır?” sözü ile kölulemiştir.
Diğer bir hadîs-i şerilin rivayetindeki:
“Ben ıınulmum. fakat unııltıırıılurum." sö/u ile de bunu beyan bu-vıırıısoı.
Vakıa ki. Zülyedeyn. Peygamber fsallallahu aleyhi vesellem)c:
—Namaz kısaldı mı. yoksa uıuıllım mu? diye sordu. Peygamber (aley-lusselâın):
—Namazın kısalmadığını beyan buyurdu.
Unutmasının kendinden olduğunu reddetti. Her ne kadar bundan bir sev vaki oldu ise de; haddi zatında o. unutturuldu, hatta başkasına sordu. Sahabelere Zulyedeyn’in dediği doğru mu? diye sordu Sahabe evet devince. Peygamber (aleylıisselânı), Allah’ın ona unutturduğunu hissetti. Bunu, Allah, başkaları, kendisine uysun diye. Peygamber (alcyhısselâm)a unutturdu.
Buna göre Peygamber (aleyhisselâııı)\\v.
“Ben unutmadım ve nuınuz kısalmadı" ve ‘‘Bunların hepsi olmadı." so/u doğru ve gerçektir.
(,'unku hakikatle namazı ne ıınulmu.şttı ve nede namaz kısalmtştı. Lâkın Peygamber (a/eyhissehhn)i\ Allah (başkaları ona göre hareket etsin diye ve bir htıkum koymak için) unullıırdu.
Bazı bilginlerin sözlerinden çıkıtrdığım diğer bir vecih de şudur: Peygamber (sallollahu aleyhi ve sellenı), sehv ederdi. I'akat unutmazdt. Bunun içindir ki. kendisinden uıuıtmayt nefyelii. Çünkü uıuıtkanhk, gallet vc afettir. Sehv ise, ancak kalbin meşgul olmasıdır. Peygamber (sallal-Idlnıaleyhi veselleın) namazında sehvcderdı. l akat namazında gafil olmazdı. Peygamber (aleyhisselâ/n}\n, namazın içinde
hasıl olan husus, pcygaıubcri namazdaki hareketlerinden meşgul eder. Yoksa namazdaki hareketlerinden gaflet iı;indc olmazdı. Bu söz eğer bu mânâ üzere mütalâa edilirse. Peygamber (ulcyhisselâm)\n-.
“Namaz kısalmadı. Ben de unutmadım.'' so/Unde hiluf-ı hakikat bir şey olmaz.
(Kaadı lyaz) der kı; Peygamber (sallallalnı aleyhi ve sellemfm:
"Namaz, kısalmadı ve ben de unutmadım.” sözü, unutma türlerinden biri olan terktir.
Allahü âlem. Peygamber (aleyhisselâm), şöyle murad buyurmuştur: Ben iki rekât başında, terk ederek namazı tamamlamak için selâm vermedim. Lâkin ben unuttum. Bu benim kendiliğimden olmuş değildir. Bunun delili. Peygamber faleyhisselıhtOin:
"CJerçektcn ben ıınıılurum veyahut (ümmetime bir yol göstermek için) ımulturulunım'' sözüdür.
Soru;
İbrahim (aleyhisselöm)\n üç yalan söylediği Kur’ân-t Kerîm’de beyan ediliyor. Bunlardan ikisi, “Ben hastayım ve belki de putların büyüğü bunu yapmıştır." .sözü ile Firavn’m eşi için, “O benim kız kardeşimdir" sözü hadîste de zikredilmiştir. Bunlara ne denir?
Cevap:
Bunların hepsi yalan söylemenin dışındadır. Bunlar ne doğrudur ve ne de doğrunun gayridir. Bunların hepsi ta’riz babına dahildir. Ama Ith rahim (aleyhisselâm)in “Ben hastayım" sözüne gelince, bunun hakkında Haşan ve başkası diyor ki:
Ben ileride hastalanırım. Yani; her mahlûk hastalıklarla karşı karşıya kalacağı gibi, ben de kalacağım, dedi de, kavmi ile bayramlarına çıkmamak için özür beyan etti. İbrahim (aleyhisselâm)\n sözünü beyan eden, bu âyet-i celilcyc şöyle mânâlar da verdiler bilginler:
''Belki ben, bana takdir edilen ölümden dolayı /las/öTim,’’dedi İbrahim (aleyhisselâm).
.Sizin küfrünüz ve inadınızda müşahede ettiğim hususlardan dolayı kalbden hastayım ben.