istanbul şişli satilik daire ve allah bilgileri56
si,zlere en güzel yaızları yazan istanbul şişli satilik daire diyorki dızlar yönünden getirdiği delilin de zayıf olduğunu gördü. İbrahim (alcyhissclâm) bu hususta onlara baktığı zaman ve hastalığı anında onlara getirdiği delilin zayıHığından onlara böyle tarizde bulunmu^dur. Bununla beraber İbrahim (aleyhisselâm) bu hususta şek cimemişlir. İmanında da zayıflık görülmemiştir. Ancak görüşünde hatalı olup, onlara getirdiği delilde zayıflık göstermiş oldu. Tıpkı zayıf bir delil, hatalı bir görüş denildiği gibi. Tâ ki Allahtı Teâlâ, İbrahim (aleyhisselâmjd açıklamasını zikrettiğimiz, Kur’ân’da beyan buyurduğu güneş, ay ve yıldızla, onların üzerine sıhhatli ve açık delil getirmesini ilham etti.İbrahim (aleyhısselâm)\n Kur’ân’da ifade edilen;
Belki onların şıı büyüğü bunu yapmıştır" (501). sözü ise, bunun haberini büyük putun konuşmasının şartına bağladı. Sanki İbrahim (aleyhisselâm), kavmini susturmak için şöyle dedi; Eğer konuşursa, o işi, o yapmıştır. (Sorun bakalım kim yapmış?). Bu söz, böyle bir mânâda hak ve gerçektir. Bu sözde hilaf ı hakikat hiçbir şey yoktur.
İbrahim (aleyhisselâm)\n zevcesi için dediği, "O benim kardeşimdir" sözüne gelince, (Ebu Hüreyre’nin rivayet etmiş olduğu) hadîs-i şerifte bu husus açıklanmıştır. Şöyle ki, İbrahim (aleyhisselâm) bu sözü, o benim din kardeşimdir diye söylemiştir. Bu da doğru ve gerçektir. Çünkü Allahu Teâlâ:
"Mü’minier (dinde) ancak kardeştirler" (502) buyurmuştur.
SoruPeygamber (sallallahu aleyhi vesellem) o üç kelimeyi yalan diye isimlendirmiş ve şöyle buyurmuştur:
“İbrahim ancak üç yalan söylemiştir" (503).
F^eygamber (aleyhisselâm) şefaat hakkında buyurduğu hadîs-i şerifinde dc İbrahim (alcyhissciâm)m yalanlarını zikretti. Bunun mânâsı nedir?
Cevap:
F^eygamber (aleyhisselâm)\n bu kelimeleri yalan ile vasfetmesinin mânâsı şöyle mütalâa ediliyor: İbrahim (aleyhisselâm) haddizatında hak vc gerçek olsa da bu kelimelerin dışında yalan suretinde hiçbir şey söylememiştir. Bu kelimelerin zahiri mânâları, batini mânâların hilafına ol-
(501) Enbiya Sûresi, âyeı; (S3.
(S)2) Hucurâl Sûrc.sı. ûyci; 10.
ı'ı'i' hnam Ruhori, Sahih. 60. Kilabu'l-Enbiya. 8. Uabıı Kavlillahı ıcâl.i “vcllehar AllahU Ibra-lıımf Halılcıı d'- İmam Müslim, Sahih: 43. KilabU'l-radail. 41. Uabün min Fadaile Ibrahımü'l-//ii/ı/lvj s I de I5J (. '■ 11 No lıı mclni fîhu Hüreyre it .A.) dan (ahriç ctmi$(ü. İmam Ehu Davuci. Sünen kıiabıı’ı I alât H,ıhını iı ı Ke ııli vrtillü Li inırcıihi "ya Ulılî" dc yine Ehu Hütvyrrit.a.)din. Inıtmı Tmmd. Sünen I bv.ıhıı Icisııı'l Kın in le min Sûrcli'l-Enbıya (a..s.) da 3165 No.lu meıni )inc a>nı râvıdcn Mlırıv cııni)iıı.
duğu için İbrahim (aleyhmeloın) bunlardan dolayı sitem göreceğinde cndiijo etmiştir. 1 akat, Peygamber (aleyhisselâm) savaşa çıkmayımj,. rad ettiği zamatı. setere çıkışın savaştan başka bir sebep olduğunu|6v terdiğini beyan eden hadîs ise (504), bu hadîste (aleylıissclûmlmwm\i-^ lıılalma hiçbir şey yoktur. O ancak setere çıkış maksadını gi/lcmdiiı lâ ki dıtşman, kendisinin butunduğu ve korunduğu yeri bitnıcMn ka btr yerin sorutmasını zikretmekle, gidecek olduğu yerin gidiiuiti. ması ve “istihbar” kelimesi, başka bir yeri işaret etmekle durumunpi tutulması için söylerdi. Peygamber (alcylnssclâm) bu savaş içinharırtj. nan. şöyle gidiyoruz veya şu tarata gitmeyi istiyoruz demezdi. Bunlü maksadının tıilalına değildi. Ikı gibi hususların peygamberden\âtıci ması düşünülemez. Onda söylediğinin lıilal ına olan bir haber yoktur
Soru:
Musa (aleyhisselâm)\n, kendisine insanların en bilgini kimdir’dr.; sorulduğu zaman “benim” (505), demesinin ve bu yüzden Cenakı Hakk'm kendisine sitem etmesinin mânâsı nedir? Çünkü ilmi Allalu tıas ale etmedi. (Bu sözleri itade eden) hadis-i şerifte şöyle de \aridol-nuışluı. Allalı Inıyuruyoı ki:
“Kvet, iki deni/in birleştiği yerde bizim bir ktılııımız \ardir.O.yv den daha âlimdir.” Bu öyle bir haberdir ki doğru olmadığını. Allah Is-ze haber veriyor.
Ceva/):
Bil ki, bu hadîsin. İhu Ahhas (radtyuUahu anlıumalddin rnaycieâ | len bazı sahih olan yollarda şöyle varid olmuştur;
“İnsanlardan birini, senden daha âlim olduğunu biliyor musun?".
Tğer Musa (ak’Yİussclûm)\n cev abı kendi ilmi üzerine ısc. busözdoş ru ve gerçek olan bit liaberdit . Bunda şüphe \e hilaf ı hakikatbırgş yoktur.
Başka bir yoldatı gelen rivayete göre, (Musa (ak'yhisselâmlmk^l zü) kendi zan ve inanetna göre söylediğine hamlolunur. Nitekim,teni | zannı ve itikadına göre sarahaten söylediği (zaman, zanntmavcitikai-ma göre derdi). Çünkü peygamberlik derecesi (zamanının insanlanın-1 sında) en âlimi olmasını iktiza ediyördu. Ovle ise bunu habervetnıd kendi zan ve itikadına göre doğru ve gerçek olup sözünde hilaf ıkıl>
Musa (aleyhissclâm) “Ben daha fa/la hiSirim" sözü ile tevhid ilimlerinden peygamberliğin vazilelerimn iktiza ettiği, ibadetlerin yapılma tarzındaki ilimler ve nmmeti idare etmekteki siyaset ilimlerinin iktiza ettiği hususları murad da edebilir. Hı:.ır {aleyhısselûm}, Allah’a has olan ilimlerden Allah’ın kendisine bildirdiğinin dışında hiçbir kimsenin bilmediği hususlardan diğer ilimlerde Musa (alcylusselûm)&dn daha âlim olur. Nitekim ikisinin haberinde zikredilen kıssada olduğu gibi.
Musa (aleyhisselâm), pcygambcrlil.le ilgili olan bütün ilimlerde mutlaka insanların en âlimi idi. Hızır (aleyhisselâm) ise, kendisine bildirilen ve ona has olan ilimle başkasından daha âlim olur. Hızır'ın ilminin kendisine has bir ilim olduğuna Allaha Tcâlâ’nın:
“Nihayet kullarımızdan bir kul (olan Hızır’ı) buldular ki, biz ona. katımızdan hirvahy vermiş ve tarafımızdan (gayblere dair) bir ilim öğretmiştik.” (506) mealindeki, âyet-i kerime delâlet ediyor.
Allahtı Teâlâ’nm Musa laleylusselâmja sitem etmesi, “ben daha âlimim” demesini reddettiği içindir. Nitekim hadîs bilginleri aynı göru-ştı benimsiyorlar, Çunktı meleklerin;
“...Senin bize öğrettiğinden başka, hiçbir ilmimiz yok..." (507), mealindeki âyet-i kerimede ilmi Allah’a havale ettikleri gibi havale etmedi. Veyahut Allah (c.c), Musa (aleyhisselânı)\n sözünün şer’i bir söz olup ümmetinin ona tâbi olmasına razı olmadı. Bunun sebebi ise — Allahü âlem—ümmetinden kendi yüksek derecesine ve nefsinin tezkiyesine ulaşmayan kimsenin Musa (aleyhisselâm)a tâbi olmamasıdır. Çün-İ.II, bu sözde insanın kendisini medheimc anlamı bulunduğundan ve kendisine vereceği uçup ve kibirden dolayı helak olur ve insanlardan bir şev almaya cüretli olma ve davâ etme gibi hususları verir. Bu kotu ve çirkin huylardan her ııe kadar peygamberler tenzih ediliyorsa da Allah’ın koruduğu kul hariç peygamber olmayanlar bu yollara düşerler. Bu karanlıklarda kaybolup giderler. Bunlardan kendi nefsini korumak evlâdır. V'eyahut kendisine uyulmak için korunması gerektir. Bunun içindir kı. Peygamber (sallulluhu aleyhi ve selleın) bilinen hususlardan bu gibisinden korunmak bakımından şöyle buyurmuştur:
—Ben Âdem oğlunun efendisiyim. (Ben btınu) iftihar etmek (için söylemiyorum).
Bu hadîs-i şerif Hızır (alcyhisselâın)\n peygamber olduğunu söyleyenlerin ileri sürdükleri delillerden biridir. Çünkü bu hadîste, Hızır (aley-hmelânıj:
"Ben Musa’dan daha sılimim” diyor.
Veli, peygamberden daha âlim olmaz. Peygamberler ise bilimde ken-
f'06) Kehl .SûrcM, ;ıycı: 65, 1507) UaÇarj Sıircsl, âyci: .72.
551
ŞlFA-1 ŞERİF TERCÜMESİ
di aralarında, birbirlerinden üstün olabilirler. Ve yine Hızır (aleyhi^ lâm)\n:
Ben bunları kendi (»örüşüınle yapmadım...” (508), mealindeki âyet ile de delil getiriyorlar. Bunun vahy ile olduğunabuâyj delâlet ediyor diyorlar. Hızır (akyftisselâm)\n peygamber olmadığımu, vunanlar ise şöyle diyorlar; Onun yapması, başka bir peygamberin tu. riyle olması muhtemeldir. Bu zayıf bir görüştür. Çünkü Musalalt). hisselâın)\n zamanında kardeşi Harun hariç kendisinden başka peyga®. ber olduğunu bilmiyoruz (yani yok idi). Haber, eser rivayet edenlerdtj bu hususta şayan-t itimad bir şey, hiçbir kimseden nakledilmemiştir.ftfj, sa (alcyhisselâm)a soran kimsenin^;
“Senden daha âlim olan birini biliyor musun?” sözü, umumi değil, dir.
Hususî ve şahsî bir konuda olduğunu kabul ettiğimiz zaman dahi bu. nunla Hızır'm peygamberliğini isbat etmek için delil olmaz. Bununıçiniı ki, bazı hususta Hızır'dan daha âlim idi. Hızır da kendisine Muiû(fl/ç. hisselâm)dan daha fazla verilen hususta Musa faleyhisselâıniİMi^a âlimdi, diyor. Diğer bilginler ise şöyle derler:
Musa (a/eyhisselâm), Hızır'a ancak terbiye için sığındırıldı. Yoksa talin için değil.
BÖLÜM
(PEYGAMBERLERİN) AMELLERİNDEN AZALARLA İLGİLİ OLAN MIJSÜSLARA GELİNCE:
Dinî tebliğ dışındaki dille konuşulan hususlar muhakkak onlanniçiak bulunur, aynı zamanda tevhid dışındaki itikad da bu amellerin içinde bulunur. Peygambere has olan bilgilerden zikrettiklerimiz de bunlara içindedir. Bu hususlar hakkında selef ittifak etmiştir ki, peygamberleı, helak edici büyük günahlardan ve fevahişicn masumdurlar. Cumhui: ulemânın bu hususta dayandığı nokta zikrettiğimiz gibi Musliimanlınıı icma etmesidir. Bu Kadı Ebu Bekir el-HakıUârıPnm mezhebidir. Bulu-susta icma ile birlikte aklî delile (bu görüşe sahip oldular). Müteehhıns ulemâsının hepsinin görüşü de budıır. Üstad Ebu Ishak dabunuihiıyî etmiştir. Yine böylece bilginler arasında ihtilaf yoktur ki, peygambeılo kendilerine verilen peygamberlik vazifesinden bir şeyi gizlemektenvftcb liğde noksanlık etmekten masumdurlar. Çünkü bu (tebliğde)nokanlâ ve gizlemek) onların hepsinden masum olması, mucizenin iktizaettii husustur. Butumla beraber (Allah tarafından korundukları hakkındalı: ma da vardır. Cumhur-ı ulemâ şöyle diyor: Peygamberler Allah tarafım dan korunmuşlardır, bu korunma kendi kesb ve ihtiyarları iledcîiUi