istanbul şişli satilik daire ve insan felsefeleri77
yarın oldu istanbul şişli satilik daire halen yazmaya devam ederken istanbul şişli satilik daire dediki (Ey hıristiyanlar! Size hizmet etmeğe, sizi korumağa, söz vermişdim. Buna karşılık, sizden cizye almışdım. Şimdi ise, halîfeden aldığım emr üzerine, Herakliyus ile gazâ edecek olan kardeşlerime yardıma gidiyorum. Size verdiğim sözde duramıyacağım. Bunun için, hepiniz Beyt-ül-mâla vermiş olduğunuz cizyelerinizi geri alınız! İsmleriniz ve verdikleriniz defterimizde yazılıdır) dedi. Sûriye şehrlerinin çoğunda da böyle oldu. Hıristiyanlar, müsli-mânlann bu adâletini, bu şefkatini görünce, senelerden beri rum imperatörlanndan çekdikleri zulmlerden, işkencelerden kurtuldukları için bayram yapdılar. Sevinçlerinden ağladılar. Çoğu seve seve müslimân oldu. Kendi arzûlan ile Rum ordulanna karşı, İslâm askerine câsûsluk yapdılar. Ebû Ubeyde “radıyallahü anh” böylece, Herakliyus ordularının her hareketini günü gününe haber alırdı. Büyük Yermük zaferinde, bu rum câsûslarınm çok fâi-desi oldu. İslâm devletlerinin kurulması ve yayılması, aslâ saldırmakla, öldürmekle olmadı. Bu devletleri ayaİcda tutan, yaşatan, büyük ve başlıca kuvvet, ûnân, adâlet, doğruluk ve fedâkârlık kudreti idi.)]Ruslar yüz seneden beri istilâ etdikleri Kazan, Özbekistân, Kırım, Dağıstân ve Türkistânda bulunan müslimânlann küçük ço-cuklanndan, en ihtiyârlanna kadar her şahs için senede birer altın almışlardır. Aynca askerlik yapmak, mekteblerde türkçe konuş-turmayıp, zorla rusca öğretmek gibi çeşidli işkence ve zorlamalara rağmen, bu kadar senedir Rusyadaki müslimânlardan kaç kişi hı-ristiyan olmuşdur. Hattâ, Kmm harbi sonunda yapılan sulh neticesinde; Osmânlı topraklarında kalan hıristiyanlann Rusyaya, Rusyadaki müslimânlann da Osmânlı devletine hicret etmesine izn verildi. Böylece, Rusya tarafından iki milyondan fazla müslimân, Os-mânlı istanbul şişli satilik daire devletine hicret etdi. Hâlbuki Ruslar, kendi taraflanna hicret edecek olan hıristiyanlann her birine 20 ruble yol masrafı verdikleri hâlde, Osmânlı devletinde râhat ve huzûr içinde yaşamaya alışmış olan hıristiyanlar, Rusyanm bu va’dine inanmadı ve islâ-miyyetin kendilerine verdiği hak ve hürriyyetleri bırakıp oraya gitmedi.
“Hâzret-i Ömer “radıyallahü anh", 4.000 kilise yıkdırdı” demek ise, târihi bütün hakikatlere karşı açıkça iftirâdır. Hıristiyân târîhcilerinin bildirdiklerine göre; Ömer “radıyallahü anh” Kudü-sü feth etdiği zemân, hıristiyanlar, (İstediğiniz bir kiliseyi kendinize mâ’bed olarak seçiniz) diyerek hazret-i Ömere tekMde bulundular. Ömer “radıyallahü anh” bu teklifi şiddet ile red etdi. İlk ne-mâzı kilise dışında kıldı. Çok zemândan beri, çöplük olmuş olan Heykel-i mukaddes denilen mahalli [Beyt-i mukaddes mahalli].
Müslimânların, hıristiyanlara ve yehûdîlere yapmakla oldukları muâmele şekli, bizzat Resûlullahın “sallallahü sellem” bütün müslimânlara hitâben yazdırdığı şu mektûbd ca bildirilmişdir. Bu mektûbun aslı Ferîdûn beğin Münşeat-üs-salâtîn) kitâbı birinci cild, otuzuncu sahîfesinde y ^ dır/*^ Mektûbun tercemesi şöyledir:
(Bu yazı Abdüllah oğlu Muhammedin ‘^sallallahü teâlâai^ hi ve sellem” bütün hıristiyanlara verdiği sözü bildirmek için ^^ zılmışdır. Şöyle ki, Cenâb-ı Hak, kendisini rahmet olarak gön^, diğini müjdelemiş, insanlan Allahü teâlânm azâbı ile korkutmuş insanlar üzerindeİd emâneti muhafaza edici yapmışdır. İşte Muhammed “sallallahü aleyhi ve sellem”, bu yazı^, müslim^ olmıyan bütün kimselere verdiği ahdi, sözü tevsik için kaleme al ^ırdı. Her kim ki, bu ahdin aksine hareket ederse, is^cj sıdtân, is, ter başkası olsun, Cenâb-ı Hakka karşı isyân. Onun dmi ile istih zâ etmiş sayılır ve Cenâb-ı Hakkm la’netine lâyık olur. Eğer hı ristiyân bir râhip [papaz] veyâ bir seyyâh [turist] bir dağda, bi derede veyâ çöllük bir yerde veyâ bir yeşiUikde veyâ alçak yer lerde veyâ kum içinde ibâdet için perhiz yapıyorsa, kendim, dost lanm, arkadaşlarım ve bütün milletimle berâber, onlardan h« dürlü teklifleri kaldırdım. Onlar, benim himâyem [korumam] a tındadır. Ben onlan, başka hıristiyanlarla yapdığımız ahdler mî cibince, ödemeye borçlu oldukları bütün vergilerden afv etdİE Cizye, istanbul şişli satilik daire harâc vermesinler veyâ kalbleri râzı olduğu kadar versii 1er. Onlara cebr etmeyin, zor kuUanmaym. Onlarm dînî reîsleı ni makâmlanndan indirmeyin. Onlan, ibâdet etdikleri yerden ( kartmaym. Bunlardan seyâhat edenlere mâni’ olmayın. Bunlaı nıanastırlarmm [kiliselerinin] hiçbir tarafını yıkmayın. Bunlaı kiliselerinden mal almıp, müslimân mescidleri için kullanılmas Her kim buna riâyet etmezse, Allahın ve Resûlünün kelâmım di lememiş ve günâha girmiş olur. Ticâret yapmayan ve ancak it det ile meşgul olan kimselerden, her nerede olurlarsa olsunl (cizye) ve (garâmet) [ceza] gibi vergileri almayın. Denizde ve 1 rada, şarkda ve garbda, onlarm borçlarını ben saklarım. Onlar I nim himâyem altındadır. Ben onlara (emân) [izn] DağI
da yaşayıp ibâdet ile meşgûl olanlann ekinlerinden harâc aln ym. Ekinlerinden Beyt-ül-mâl [Devlet Hazînesi] için hisse çıka maym. Çünki, bunlann zirâ’ati, sırf nafakalarım te’mîh etmek «
[1] Ahmed Ferîdûn beğ 991 [m. 1583] de vefât etai
yapılnıakda olup, kâr için değildir. Cihâd için adam lâzım olursa, onlara baş vurmayın. Cizye [gelir vergisi] almak gerekirse, ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, ne kadar mallan ve mülkleri bulunursa bulunsun, yılda oniki dirhemden [kırk gram gümüşden] dahâ fazla vergi almayın. Onlara zahmet, meşakkat tekiff olunmaz. Kendileriyle bir müzâkere yapmak îcâb ederse, ancak merhamet, iyilik ve şefkat ile hareket edilecekdir. Onları dâimâ merhamet ve şefkat kanadları altında himâye ediniz! Nerede olursa olsun, bir müslimân erkekle evli olan hıristiyan kadınlara, fenâ mu’âmele etmeyiniz! Onların kendi kiliselerine gidip, kendi dinlerine göre ibâdet etmelerine mâni’ olmayınız! Her kim ki, ADa-hü teâlânın bu emrine itâ’at etmez ve bunun zıddma hareket ederse, Cenâb-ı Hakkın ve Peygamberinin “sallallahü aleyhi ve sellem” emrlerine isyan etmiş sayılacakdır. Bunlara kilise ta’mir-lerinde yardımcı olunacakdır. Bu ahdnâme [sözleşme] kıyamet gününe kadar devâm edecek, dünyâ sonuna kadar değişmeden kalacak ve hiç bir kimse, bunun aksine bir hareketde bulunmaya-cakdır.)
Bu ahdnâme hicretin onuncu senesi, Muharrem ayımn üçüncü günü, Medînede Mescid-i se’âdetde Alîye “radıyallahü teâlâ anh” yazdınlmışdrr. Altmdaki imzâlar;
Muhammed bin Abdüllah Resûlullah “sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem”.