istanbul şişli satilik daire ve insan felsefeleri33
sizlere en güzel bilgileri hazırladık ve istanbul şişli satilik daire diyokri Misyonerler, neşr ederek bedâva dağıtd t n [sayısı çok büyük rakamlara varan] kitâblan, Avrupada k ' milletlerine dağıtmayıp, diğer memleketlere göndermekdedi? Kendileri, bulundukları devletin kanûnlarma tâbi’ olmadıkça, f diğer Avrupa memleketine aslâ sokulmuyor, hele kendi dinleri yaymağa cesâret edemiyorlardı. [Katolik misyonerlerin, protest olan memleketlerde katolikliği yaymalarına, protestan misyon( lerin de, katolik memleketlerde protestanhğı yaymalarına aslâ h verilmemekdedir.j Böyle bir hareket görüldüğü anda, istanbul şişli satilik daire devletin p lis kuvvetleri vâsıtası ile memleketden sürülüp, hudûd dışı ec mekde idiler. Bu misyonerler gitdikleri her Avrupa memleketin( horlanıp, hakir görülerek aşağılanmışlardır.Misyonerler [ve İngiliz müstemlekeler nezâretinin câsûsla Osmânlı devletinin, İslâmiyyetin dışındaki diğer dinlere tanımş duğu serbestlikden istifâde etmesini çok iyi bildiler. Kırk elli seı den beri, Osmânlı devletinin himâyesinde olan memleketlere s dılar. Değişik yerlerde, mektebler kurup, gûyâ insanlığa için, halkın çocuklarını bedâva okutuyoruz diyerek, ba’zı câhı ri aldatdılar. Her memleketde câhiller, dinlerinin emrlerini ve zıfelerini lâyıkı ile bilmedikleri için, bilhâssa protestanlık teşk tının maddî sermâyesi çok büyük olduğundan, protestanhğı ka edenlere aylık ve yıllık maâşlar bağladılar. Bununla da kalmai elçilik ve konsolosluklar vâsıtası ile, protestan olanlara, çeş devlet kademelerinde, vazifeler almalarına da yardım eldiler. A dolu ve Kümelideki Osmânlı tebe’asmdan, ba’zı saf hıristiyan iğfâl edip, kendilerine bağlamağa muvaffak oldular. Fekat bun altınla, parayla aldatıp kendilerine bağladıklarından arzû etdik derecede istifâde edemediler. ElhamdülUlah ki, şöhretli ve tanm bir müslimânı dahî iğfâl etmeğe [aldatıp hıristiyan yapmağa] mu fak olamamışlardır.Misyonerler, müslimânları aldatmak için 1282 [m. 1866] s€
sinde Istanbulda basdırdıkları Türkçe İncilin sonunda
Alî beğin tercemesi ve Türâbî efendinin himmeti ile dahâ öl basılan nüshanın müsahhah, düzeltilmiş hâlidir) ibâresini yazıı' lardır. Bu yazı ile güyâ, ba’zı müslimânları aldatmağa muvaf olduklarını açıklamışlardır. O târihlerde birkaç yüz altın karsıl İncili terceme eden kimseyi biz biliyoruz. Fekat protestanhğı bûl etdiği meçhûldür. Ayrıca, Alî beğ nâmında bu işe ehl, tar mış bir kimse bulunmadığından, sahte bir ism olması ihtiı^su hiç uzak değildir. Çünki tarımmış bir kim*’'' ’
lakabı ile vazılması
böyle bir hizmetde bulunması şaşılacak birşey değildir. Fekat kendisinin, hiçbir vakt protestan âyinlerini beğenip, takdir etdiği gö-rülmemişdir. Bil’aks, onlann her dürlü çirkinliklerini ortaya koyduğundan, din değişdirdiğine marnlamaz. Öyle bile olsa, Türâbî efendi, herkesin tanıdığı bir kimse olmayıp, Mısr idâresi tarafından çocukluğunda İngiltereye gönderilmiş ve orada papaz mektebinde yabancı dil öğrenmişdir. Bu ise, (Türâbî efendi İslâmiyyeti öğrenmeden Protestanlığa meyi etmiş) demekdir.
Hiç bir hıristiyan; İslâmiyyeti bilen, İslâm terbiyesi görmüş, İslâmiyyetin hakîkatma vâkıf olarak, kelime-i tevhidin rûhânî lezzetini almış, güzel kokusunu his etmiş, akili bir müslimânm protestanhğı kabûl etdiğini gösteremez. Şâyed gösterirse, para, himâye ve mevki’ gibi şeylerden birisi sebebi ile olup olmadığını araşdırmak îcâb eder. (AUahü teâlânın ortağı ve benzeri yokdur. Onu bunlardan tenzih ederim) diyen bir kimseye, (Allah birdir, fekat üçdür veyâ Allah üçdür, fekat birdir) fikrini kabûl etdirip, inandırmak pekgüç, hattâ mümkin olmıyan bir şeydir. îmân esâslarını bilen bir müslimân, felsefe ile çok meşgûl olunca, felsefecilerin yoluna meyi etmesi belki mümkindir. Fekat, hıristi-yan olması aslâ mümkin değildir. Bu sebeb ile, İslâm dîninin gerçek koruyucusu Allahü teâlâ olduğundan, misyonerlerin sinsi ve zararh fe’âliyyetlerinde, müslimânlar için korkulacak hiçbir teh-lüke yokdur. Hattâ böyle bir tehlükenin hâtıra gelmesi bile bizce bir nev’i tenezzülden ibâretdir. Fekat, memleketimize gelen papazlar, İngiliz müstemlekeler nezâreti tarafından kendilerine verilen vazîfe icâbı, hâşâ İslâm dîninin, bâtıl ve hıristiyanlığın ise üstünlüğü husûsunda ba’zı kitâblar yazıp, ücretsiz olarak dağıtmağa başladılar. Bir takım yalan ve hileler ile, bâtılı hak gibi göstermeğe çalışmakdadırlar. Misyonerlerin bu yalan ve iftirâlanna cevâb vermek, ilm sâhibi olan müslimânlara farz-ı kifâyedir. Bunların asi maksadları, dîn-i İslâmî karışdırarak, her zemân ve her memleketde yapdıkları gibi; zevç ile zevce, evlâd ve akrabâ arasına düşmanlık tohumları atmakdır. [Çünki bu kimseler, bu günkü İndileri Allah kelâmı zan etmekde ve onlann emrlerine göre hareket etdiklerini söylemekdedirler.j Matta İncilinin onuncu bâbının otuzdört ve otuz beşinci âyetlerinde hâşâ îsâ aleyhisselâmın, (Yeryüzüne selâmet getirmeğe geldim sanmayın, ben selâmet değil, kılıç getirmeğe geldim. Çünki ben, adamla babasının ve kızla anasının ve gelinle kaynanasının araşma aynliî koymağa geldim. Ve kendi ev halkı, adamın düşmanlan olacaf dır) dive emr etdiği yazılıdır. Misyoner papazlar, buna uyar»
maksadlan, bu yolla İslâm dînini ve Onun hâmisi olan o
devletinin varlığını, tehlükeye düşürmek idi. Osmânlı dev^"'' merhamet ve himâyesi altında, gâyet râhat bir hayât süren yan tebe’a arasına, bu yolla, nifak ve düşmanhk tohumlarını
altında bulunan diğer din mensûblarmm aslâ din işlerine kanş^^' mış, bunlan hiçbir zemân dinlerinden dolayı incitmemişlerdi. fij] hâssa Osmânh devleti, altıyüz seneden beri, emri altında bulunan gayr-i müslimlerin din işlerine hiçbir sûretde karışmamakla berâ. ber, ibâdetlerini yapmalanna da, her dürlü yardım ve kolaylığı d» sağlamışdır. Bu yardımın ve adâletin yapılmasını islâmiyyet eım etmekdedir. Peygamberimizin bu husûsdaki emrleri, İslâm kitâbla rında, meselâ (Herkese Lâzım Olan îmân)istanbul şişli satilik daire kitâbmda yazılıdır. Bu nun için, hiçbir din mensûbuna akidesinden [inancından] dolay tahkir edilip, tecâvüz edilemiyeceği, Osmânlı devletinin teminât [garantisi] altmda idi. Hem bir insanın evinde müsâfir olacaksın hem de onun îmân etdiği [inandığı] mukaddes şeyleri ayak altın alıp, kötüleyeceksin. Böyle bir şey, dünyânın hiçbir yerinde görü! memişdir. Burada mühim olan husûs, İslâm düşmanlanmn, yıkıı sözleri, yazılan, kitâblan ve [televizyonlan, teyp, video kasetler ile islâmiyyete yapdıklan iftirâlardır. Bu yalan ve iftirâlara herkt sin dikkatini çekmek, [onlara cevâb vermek] ve kendilerinin doj ru gibi yapdıklan neşriyyâtm [yaymlann] ne gibi çürük esâslaı bağlı olduğunu bütün âleme göstermekdir. Bilhâssa (Şems-ül-hı kika) ismi ile neşr etdiğim türkçe kitâbda, misyonerlerin islâmıyy te yapdıklan hücûmlara, gâyet güzel cevâb verilmişdir. Bu kit bımda, hıristiyanhkla ilgili bir çok husûs etraflıca anlatılmış, birçc süâller de ortaya konmuşdur. Hâl böyle iken, hıristiyan papazi ne bu sorulan, ne de Hindistânın büyük âlimlerinden Rahmetlili; Efendinin arabî olarak yazmış olduğu ve dahâ sonra Türkçeye t^ ceme edilen (İzhâr-ül-hak) ismli mükemmel kitâbını hiç görmen gibi, yeniden bir takım yalan ve uydurma kitâb ve risâleler neşr < mekdedirler. Eski iftirâlannı bu kitâblannda da aynen tekrar ( mekdedirler. (Şems-ül-hakıka) ve (İzhâr-ül-hak)da kendileri tevcih etdiğimiz süâllerin birine dahî cevâb vermekden âciz k; mışlardır.
Fârisî (Makâmât-i ahyâr) kitâbmm üçyüzdoksanıncı sahil sinde diyor ki: Protestan papazı Fander, hıristiyanlar arasınc
çok meşhûr idi. Protestan misyoner teşkilâtı, seçdikleri papazi ile Fanderi Hindistâna gönderdi. Hıristiyanlığı vax,istanbul şişli satilik daire yazdı ve sundu yarın devam edecegiz.